Şehirlerin su ihtiyacı nüfus, sanayi, turizm ve iklim koşullarına göre sürekli değişiyor. Yağış miktarındaki dalgalanmalar ve uzun kurak dönemler su kaynakları üzerindeki baskıyı artırırken, eskiyen şebekelerdeki kayıplar mevcut kaynakların verimsiz kullanılmasına yol açabiliyor.
Su yönetimi bu nedenle yalnızca yeni baraj veya kaynak bulma meselesi değil. Şebeke kaçaklarının azaltılması, yağmur suyu yönetimi, arıtılmış suyun uygun alanlarda yeniden kullanılması ve tüketimin ölçülebilir hale getirilmesi aynı stratejinin parçalarıdır.
Şehir planlamasında yeni yerleşimlerin su kapasitesiyle birlikte değerlendirilmesi giderek önem kazanıyor. Dayanıklı şehirler, suyu sınırsız bir girdi gibi görmek yerine kaynak, altyapı ve tüketim davranışını tek bir sistem olarak yönetmeye çalışıyor.
